Denizli Medyum Bilal
Denizli Medyum Bilal
Denizli Medyum – Medyum Bilal Hoca
leddun-ilmi-ayet

Allah’ın elçisi cinleri anlatıyor

Allah’ın elçisi cinleri anlatıyor
Bu haber 30 Nisan 2017 - 6:32 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İnsanlardan bir topluluk, cinlerden bir topluluğa köle oluyorlardı. Nihayet o cinler, İslâm Dini’ne girdi, o insanlar ise cinlerin dinine tutunup kaldılar.

İslam dininin kutsal kitabı Kur’an’da cinleri konu alan bir sure (bölüm) mevcuttur, adı da Cin Suresi`dir ve Kur’an’ın 72. suresidir.
İslamiyet’te Şeytan: Şeytan,İslamiyet’e göre insanları dinden caydırmaya çalışan cin türünden bir varlıktır. Cinler, meleklerden farklı olarak irade sahibidir. Yaratılışının en büyük nedeni, kıyamete kadar, insan iradesinin sınanmasıdır. Bu sınavı geçenler ödüllendirilecek, geçemeyenler ise cezalandırılacaktır.
Kur’an’da şeytandan bahsedilen ayetlerde insanlar onunla birlikte hareket etmemeleri konusunda uyarılmıştır. Şeytanın önceleri bilgeliğinden yararlanılan ve sayılan biriyken, Allah’ın huzurundan kovulma aşamasına nasıl geldiği Araf suresinde anlatılır. Hristiyanlık ve İslamiyet, şeytanın bir zamanlar Allah’ın sevdiği bir hizmetkarı olduğu konusunda hemfikirdir.

“And olsun, size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! Ant olsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.”

Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddin değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.” Allah da, “Sen süre verilenlerdensin” dedi. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.” “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.” Allah dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi Cehennem’e doldururum.” “Ey Âdem! Sen ve eşin Cennet’te kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.” Derken Şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (Cennet’te) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.” “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini Cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi. Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” Allah dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.” Allah dedi ki: “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız.
Abdullah ibn Mes’ud: “Rabb’lerine vesile arayıp duruyorlar…”[İSRA(17)/ 57] ayeti hakkında şöyle demiştir:

İnsanlardan bir topluluk, cinlerden bir topluluğa köle oluyorlardı. Nihayet o cinler, İslâm Dini’ne girdi, O insanlar ise cinlerin dinine tutunup kaldılar.

Buhari, C.10, H.no: 65- Kitabu’t Tefsir 235, s.4518.
Ata ibn Ebi Rebah’tan; o da Cabir ibn Abdillah’tan aktardı:
Peygamber(s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Yiyecek içecek kaplarının üzerlerini örtünüz, su kırbalarının ağız iplerini bağlayınız, bütün kapıları arkalarından kapayınız, yatsı vakti sırasında çocuklarınızı dışarıda hareketten men edip eve toplayınız. Çünkü o zaman cinlerin yayılması ve bir şeyi süratle alıp kapmaları vardır. Uyku sırasında kandilleri söndürünüz. Çünkü fasıkçık; yani fare, bazen yanan fitili çeker de ev halkını yakar.”

Buhari, C.7, H.no: 59- Kitabu Bedi’l Halk 120, s.3095.
Ali bin Ebu Talib’dan rivayet edilmiştir:

Resulullah(s.a.v.) buyurdu ki: “Cinin gözleri ile Ademoğullarının avret yerleri arasında perde, Ademoğullarından biri, ayak yoluna girerken onun; ‘Bismillah’ demesidir.”

Tirmizi, C.1, H.no: 603, s. 408.

İbn Mes’ud’dan:

Allah Resulü(s.a.v.) buyurdular ki: “Tezek ve kemikle taharetlenmeyin! Çünkü bunlar, cin kardeşlerinizin azığıdır.”

Rudani, C. 1, H.no: 503, s. 182.

Ebu Davud’un rivayeti:

Cin Heyeti, Allah Resulü(s.a.v.)’e geldiklerinde dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü! Ümmetini, kemik, tezek veya kömür ile taharetlenmekten menet! Çünkü Allah, bizim rızkımızı onlarda kıldı.” Bunun üzerine Peygamber, bizi bundan alıkoydu.

Rudani, C. 1, H.no: 504, s. 182.

Rezin, Enes’den:

Allah Resulü (s.a.v.) buyurdular ki: “Nusaybin cinlerinden bir heyet, benden azık istediler; sakın kemikle ve tezekle taharetlenmeyin. Çünkü onlar, cin kardeşlerinizin yemekleridir.”

“Bunlar cinlere ne fayda sağlayabilirler ki?” diye sorduklarında, şöyle buyurdu;

“Buldukları kemik üzerinde behemehal biraz et bulurlar; buldukları tezek içinde de mutlaka bir tat bulurlar.”
Rudani, C. 1, H.no: 505, s. 182.
Cabir’dan şöyle rivayet edilmiştir:
Resulullah(s.a.v.), ashabına çıktı ve onlara “Er-Rahman Suresi”ni, başından sonuna kadar okudu. Ashab sustular. Resul-i Ekrem(s.a.v.) buyurdu ki:
“Cinn gecesi, bu süreyi cinlere okudum ve onlar, cevap bakımından sizden daha iyiydiler. Çünkü ben, ‘Rabb’inizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?’ ayetine her geldiğimde, ‘Ey Rabb’imiz! Senin nimetlerinden hiç birini inkar etmeyiz ve sana hamd olsun!’ dediler.”
Tirmizi, C.5, H.no: 3507, s. 392.
Ebû Eyyûb el Ensarî’den şöyle rivâyet edilmiştir: Bir hurmalık vardı. Bir cin gelir ve ondan alırdı. Bundan Peygamber (s.a.v.)’e yakındım. Bunun üzerine Rasulullah(s.a.v.), şöyle buyurdu:

“Git ve onu gördüğün zaman ‘bismillah’ de ve ona, ‘Peygamber’e tabi ol!’ diye söyle”.

Sonra cini yakaladı, fakat bir daha gelmeyeceğine yemin etmesi üzerine bıraktı. Arkasından Ebu Eyyub, Peygamber(s.a.v.)’e geldi ve Resul-i Ekrem ona: “Esirini ne yaptın?” diye sordu.

Ebu Eyyub: “Cin, bir daha gelmeyeceğine yemin etti.” dedi.
Resul-i Ekrem: “O cin, yalan söyledi ve esasen o, yalan söylemeğe alışıktır.” buyurdu.

Ebu Eyyub, cini tekrar yakaladı ve bir daha gelmeyeceğine dair yemin etmesi üzerine onu tekrar serbest bıraktı. Sonra Ebu Eyyub, Resulullah(s.a.v.)’e geldi ve Resulullah tekrar: “Esirini ne yaptın?” diye sordu.

Ebu Eyyub: “Bir daha gelmemeye (ikinci kez) yemin etti!” dedi. Daha sonra cini (üçüncü kez) yakaladı ve (ona) dedi ki: “Seni Resulullah(s.a.v.)’e götürmeden bırakmayacağım!”

Bunun üzerine cin, şu mukabelede bulundu: “Ben sana bir şey söyleyeceğim. Ayet-ül-Kürsi’yi oku! Evinde bunu oku, neşeytan ne de başkası sana yaklaşamaz.”

Ebu Eyyub, Peygamber(s.a.v.)’e tekrar geldi ve Resul-i Ekrem: “Esirini ne yaptı?” diye sordu. Ebu Eyyub, cinin söylediğini Peygamber(s.a.v.)’e bildirdi. Resul-i Ekrem dedi ki: “Bu sefer doğru söylemiş, fakat kendisi yalancıdır!”

Tirmizi, C.5, H.no: 3039, s. 25.
Ebu Said’den şöyle rivayet edilmiştir: “Resulullah(s.a.v.), Muavvizeteyn(Felak ve Nas) sureleri ininceye kadar cin çarpmasına ve göz değmesine karşı Allah’a sığınırdı. Felak ve Nas sureleri inince; o iki sureyi aldı ve diğerlerini bıraktı.”
Tirmizi, C.3, H.no: 2315, s. 444.
Ubeydullah b. Sercis’den:
Peygamber (s.a.v.), yerin oyuk(haşerat) deliklerine işemeyi yasak etti. Katade’ye dediler ki: “O deliklere bevl etmek, neden hoş karşılanmaz.” Çünkü deniliyor ki: “Oralar cinlerin meskenleridir” dedi.
Rudani, C. 1, H.no: 444, s. 167.

İbn Abbas’dan:
Allah Resulü(s.a.v.) buyurdular ki: “Hacer-i Esved’e, cahiliye kirlerinden hiçbir şey bulaşmasa, zalim ve günahkarların pisliklerinden de hiçbir şey değmeseydi, dokunan her hasta iyileşirdi. Bugün de aynen Allah’ın kendisini yarattığı gibi görülürdü. Siyahlaşmasının sebebi, cehennem ehlinin, cennet süsünü görmemesi içindir. Ayrıca o, cennet yakutlarından bir yakuttur ki, Allah onu, Adem’i yeryüzüne indirdiği zaman, Kabe’nin yerine koymuştur. Yeryüzü o zaman son derece temiz idi. Orada hiçbir günah işlenmemişti. Çünkü orasını kirletecek kimse yoktu. Allah, Harem’in etrafına, melekleri bir saf olarak, sırf onu yeryüzü sakinlerinden korumak için yerleştirmiştir. Yeryüzünün sakinleri o zaman cinlerden ibaretti. Onların onu görmeleri, yakışık almazdı. Çünkü cennetten çıkma bir şey idi. Cenneti gören cennete girer. Onun için ona ancak haklarında cennet sabit olanlar bakabilirdi. Melekler, sürekli olarak cinleri ondan alıkoydular, göstermediler. Harem’in her tarafını ablukaya aldılar. Bunun için Harem’e, ‘haram'(yasak ve mukaddes bölge) denilmiştir.”
Rudani, C. 3, H.no: 3657, s. 68.

İbn Ebi Leyla’dan, o da babasından: Peygamber(s.a.v.)’e, evlerine dadanan cinler hakkında sordular.
Şöyle buyurdu: “Evlerinizde cinlerden birini görürseniz, şöyle deyin: ‘Nuh’a verdiğiniz söz hakkı için, Süleyman’a verdiğiniz söz hakkı için, Allah aşkına and veriyorum, eziyet vermeyin ve görünmeyin!’ Tekrar dönüp gelirlerse öldürün!”
Rudani, C. 3, H.no: 3964, s. 161.

İbn Mes’ud’tan:
“Kulun (muhakkak surette) rızkı gelir. Eğer sakaleyn(insanlar ve cinler) bir araya gelip, rızkına engel olmaya çalışsalar güçleri yetmez.”
Rudani, C. 3, H.no: 4592, s. 363.

İbn Abbas’tan:
“Allah Resulü(s.a.v.), cinlere ne (Kur’an) okumuştu, ne de onları görmüştü. Ashabından bir grup ile Ukaz çarşısına gitmek üzere yola çıktı. Bunun üzerine şeytanlarla sema haberi arasına engel çekildi. Üzerlerine ateş topları gönderildi. Şeytanlar, kavimlerine döndüklerinde onlara dediler ki: ‘Ne oldu, niye boş döndünüz?’ ‘Bizimle Gök haberi arasına engel çekildi. Üzerimize ateş topları yağdırıldı’ diye cevap verdiler.

‘Bu, mutlaka (olağanüstü) bir olay çıktığını gösterir, haydi yeryüzünün doğularına ve batılarına doğru gidin (sebebini öğrenin)!’ Bunun üzerine Tihame’ye doğru yola çıkarak, Ukaz panayırına gitmekte olan grup, Peygamber(s.a.v.)’e hurmalıkta rastladılar. O, ashabına sabah namazını kıldırıyordu. Kur’an’ı duyduklarında onu dinlemeye koyuldular ve dediler ki: ‘Demek ki sema haberi ile aramıza giren engel buymuş.’ Hemen kavimlerine dönüp şöyle dediler: ‘Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kur’an dinledik. Ona inandık, biz Rabb’imize ortak koşmayacağız.’ [CİN(72)/1-2]Bunun üzerine; Peygamber(s.a.v.) dedi ki: ‘Cinlerden bir zümrenin (benim Kur’an okuyuşumu) dinledikleri, bana vahyolundu…’ buyruğu ile başlayan ‘Cin Suresi’ indi.”

Rudani, C. 5, H.no: 7297, s. 435.
İbn Abbas’tan:
Allah Resulü(s.a.v.) buyurdular ki: “Allah’ım! Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana tevekkül ettim. Sana başvurdum, Senin yardımınla mücadele ettim. Allah’ım! Sen’den başka ilah yoktur. Allah’ım! Beni saptırmandan izzetine, sığındım. Sen, ölmeyen dirisin! (Ancak) cinler ve insanlar ölürler.”

Rudani, C. 7, H.no: 9465, s. 276.

Aişe’den şöyleri rivayet edilmiştir:

Resulullah(s.a.v.): “Sizin içinizde muğarrebler görüldü mü?” buyurdu. Veya görüldü mü, yerine başka bir kelime söyledi. Ben: “Mugarribler nedir?” dedim.
Resulullah(s.a.v.): “Kendilerine cinnilerin ortak olduğu kimselerdir” buyurdu.

Ebu Davud, C.5, Hno: 5107, s.669.
Cabir b. Abdillah şöyle dedi:
“Biz Resulullah(s.a.v.) ile beraber geldik ve Neccâroğulları (Yurdu’ndaki) bir bahçeye vardık. Bir de ne görelim! Bir deve, bahçeye giren herkese hücum ediyor. Bunu Peygamber(s.a.v.)’e bildirdiler. Bunun üzerine o, yanına gelip onu çağırdı. O da, dudağını yere koyarak gelip, onun önünde çöktü.
(Hz. Peygamber); “Bir yular getirin!” buyurdu. (Yuları getirdiler). O da onu yularlayıp sahibine verdi. Sonra döndü ve şöyle buyurdu: “Yer’le, Gök arasında, cinlerin ve insanların asileri hariç, hiçbir şey yoktur ki; benim, Allah’ın elçisi olduğumu bilip, tasdik etmiş olmasın!”
Darimi, C.1, Hno: 18, s.105

Abdullah bin Mesud:
Hz. Muhammed(s.a.v.)in ashabından bir adam, cinnilerden bir adamla karşılaşmış ve onunla güreşmiş.. Derken insan, cinniyi yere atıp yenmiş. O zaman insan, cinniye şöyle demiş: “Doğrusu ben seni gerçekten zayıf ve çelimsiz görüyorum. küçücük kolların sanki köpeğin küçücük kolları gibi! Siz bütün cinniler mi böylesiniz, yoksa onların arasından sen mi böylesin?”
Cinni şöyle cevap vermiş: “Hayır vallahi (bütün cinniler böyle değil)! Doğrusu ben onların arasında gerçekten güçlü kuvvetliyim. Ancak sen benimle ikinci defa güreş. Eğer beni yere atıp yenersen, sana fayda verecek bir şey öğretirim!”
İnsan: “Peki” demiş. (Ve tekrar güreşmişler. İnsan yine yenmiş. O zaman cinni): “Allahu la ilahe illa huve’l-hayyu’l-kayyum”ayetini okuyabiliyor musun? demiş.
O da: “Evet” demiş.
Bunun üzerine cinni şöyle demiş: “Öyleyse sen onu hiçbir evde okumazsın ki, şeytan (zor durumda kalması sebebiyle) eşek yellenmesi gibi oradan çıkmış, sonra da sabah oluncaya kadar oraya girememiş olmasın!”
Darimi, C.6, Hno: 3384, s.435-436

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA