Denizli Medyum Hizmetleri – Medyum Bilal Hoca
leddun-ilmi-ayet

Şa’bân ayı

Şa’bân ayı
Bu haber 18 Mayıs 2017 - 0:00 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Dînimizin kıymet verdiği mübârek aylardan ikincisi, Şa’bân ayıdır. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı, bir annenin yavrusuna olan merhametinden daha fazla merhametli olduğu için, ba’zı ay ve günlere kıymet vermiştir.

Bu gün ve aylarda yapılan ibâdetlere, hayırlara daha çok sevap vereceğini bildirmiştir. Bunun için tevbe, istigfâr etmeli, yalvarıp af ve âfiyeti istemeli, bu ayları günleri fırsat bilmelidir.

Bizim için büyük bir fırsat olan aylardan biri de Şaban ayıdır. Allahü teâlâ, Şa’bân ayını, Resûlullah efendimize mahsûs kılmıştır. Hadîs-i şerîflerde bu ayın önemi şöyle bildirildi:

“Şâ’ban-ı şerîf, benim kendime mahsûs bir aydır. Hak teâlâ hazretleri arş-ı a’lânın meleklerine azamet-i şâniyle buyurur ki: “Ey benim meleklerim, gördünüz mü, benim kullarım Habîbimin ayına nasıl ta’zîm ve hürmet ediyorlar. İzzim, celâlim hakkı için ben de kullarımı afv-ü mafiretime nâil eyledim.”

“Şa’bân benim ayım, Recep Allahü teâlânın ayı, Ramazan da benim ümmetimin ayıdır. Şa’bân günahlara keffâret ayı, Ramazan ise günahları temizleyici aydır.”

Şa’bân-ı şerîfte imkânı olup, gücü yetenlerin oruç tutmasının çok sevap olduğu bildirilmiştir. Yalnız bu oruçları tutarken, harâmlardan, günah işlemekten de çok sakınmalıdır.

Kazancına dikkat etmeli, helâlden kazanmalıdır. Bu aylarda oruç tutmaya gücü yetmiyenlerin veya iş sahiplerinin, Ramazan-ı şerîfe kuvvetli girmek için oruç tutmamaları daha iyidir. Çünkü, Ramazan orucu farzdır. Nâfile için, farzı elden kaçırmamalıdır.

Kazâ borcu olanlar, bu ayda tutacakları oruçlara, kazâ olarak niyyet etmelidir. Böylece, hem kazâ borcu ödenmiş olur, hem de bu ayda tutulmasının sevabına kavuşulmuş olur.

Şa’bân-ı şerîfte oruç tutmanın fazîleti hadîs-i şerîflerde şöyle bildirildi:

“Her kim, Şa’bân-ı şerîfte üç gün oruç tutarsa, Hak teâlâ, Cennet-i a’lâda ona bir yer hazırlar.”

“Her kim Şa’bân-ı şerîfte bir gün oruç tutsa, o kul Cehennem azâbında kurtulup, dünya ve âhıret için istediği mertebe ve dereceye vâsıl olur. Eğer iki gün tutarsa, kabirde bir melek ona arkadaş olur. Şâyet üç gün tutarsa Hak teâlâ hazretleri, o kulu kıyâmet gününde velîler kısmına ilhak edip, Cennet-i a’lada cemâlini o kula müyesser kılar.”

“Şa’bân, Recep ile Ramazan ayları arasında bir aydır. İnsanlar bundan gâfildir. Hâlbuki Şa’ban ayında kulların ameli Allahü teâlânın dergahına çıkarılır. Ben, Şa’bânda oruçlu olduğum hâlde amelimin çıkarılmasını arzû ederim.”

Resulullah en çok Şaban ayında oruç tutardı

Şa’ban ayının ekserisini, hattâ tamamını oruçlu geçirmek çok iyi olur. Peygamber efendimiz, diğer aylara göre Şa’bân ayında daha çok oruç tutardı.

Hazret-i Aişe vâlidemiz buyurdu ki:

“Resûlullahın, hiçbir ayda Şa’ban ayından daha fazla oruç tuttuğunu görmedim. Hemen hemen Şa’ban ayının tamamını oruçla geçirirdi.”

Ramazandan sonra en fazîletli orucun hangisi olduğu suâl edilince Peygamber efendimiz, “Şa’bân ayında tutulan oruçtur.” buyurdu.

Allahü teâlâ günahları affetmek için böyle mübârek ayları, günleri, geceleri sebep yaratmıştır. Allahü teâlânın bu ni’metinden istifâde etmeye çalışmalıdır! Fırsatı kaçırmamalıdır.

Şa’ban-ı şerîf, hayırların çoğaldığı, bereketlerin indiği, hatâların terk edildiği, günahların örtüldüğü bir aydır.

Ba’zı âlimler de şöyle buyurdu: “Yıl ağaç gibidir. Receb ayı, ağacın yapraklı olduğu, Şa’bân meyveli, Ramazan ise, meyvesinin toplanacağı zaman gibidir. Receb Allahü teâlâdan magfiret, Şa’bân şefâ’at, Ramazan sevâbların kat kat olduğu aydır.”

Aişe Validemiz, “Yâ Resûllah, seni Şa’ban ayında oruçlu görüyorum, hikmeti nedir? diye sorduğunda, Peygamberimiz, “Ey Âişe, Şa’ban öyle bir aydır ki, o senenin içinde ölecek kimselerin isimleri deftere yazılıp Melek-ül mevte, can alıcı meleğe teslîm olunur. Ben ancak oruçlu bulunduğum halde ismimin deftere geçirilmesini arzû ederim” buyurdu.

Yine Peygamberimiz, “Şa’ban ayının son Pazartesi günü oruç tutanın günahları mağfiret olunur” buyurdu. Enes bin Mâlik hazretlerinin bildirdiği hadîs-i

şerîfte: “Şaban ayına, Şa’ban denmesi, ondan Ramazan için büyük hayırların geçmesi, Ramazan ayına Ramazan denmesi, bu ayda günâhların yanması sebebiyledir” buyuruldu.

Şaban ayı seçilmiş ay

Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde Kasas sûresi altmışsekizinci âyetinde: “Senin rabbin dilediğini yaratır ve seçer” buyurmuş ve her şeyden dört şeyi, sonra onlardan da birini seçmiştir:

Günlerden, Ramazan bayramı, Kurban bayramı, Arife günü ve Aşûre günü’nü seçmiş, olanlardan da “Arife gününü” seçmiştir. Gecelerden, Berat gecesi, Kadir gecesi, Cum’a gecesi ve bayram gecesini seçmiş, onlardan da “Kadir gecesini” seçmiştir.

Aylardan Receb, Şaban, Ramazan ve Muharremi seçmiş, onlardan da “Şabanı” seçmiştir. Onu Resûlullaha mahsûs ay kılmıştır. Resûlullah peygamberlerin en üstünü olduğu gibi, onun ayı olan Şa’ban ayı da, ayların en üstünü olmuştur.

Hadîs-i şerîfte: “Şa’ban benim ayım, Recep Allahü teâlânın ayı, Ramazan da benim ümmetimin ayıdır. Şaban günâhların kefâret ayı, Ramazan ise, günâhların temizleyici ayıdır” buyuruldu.

Yine hadis-i şerîfte: “Receb ayının diğer aylara olan üstünlüğü, Kur’ân-ı kerimin diğer kitaplar üzerine olan üstünlüğü gibidir. Şa’banın diğer aylardan üstünlüğü, benim diğer peygamberlerden üstünlüğüm gibidir. Ramazanın diğer aylardan üstünlüğü, Allahü teâlânın diğer insanlar üzerine üstünlüğü gibidir.” buyuruldu.

Enes bin Mâlik hazretleri anlatır: Resûlullahın eshâb-ı kirâmı, Şa’ban ayının hilâlini görünce, Mushaf-ı şerîf üzerine kapanıp, Kur’ân-ı kerîm okumağa devam ederlerdi. Müslümanlar bu ayda, mallarının zekâtını çıkarıp, Ramazân-ı Şerîfte oruç tutacaklara kuvvet ve kudret bahşetmek için, fakîr, miskin ve zaiflere verirlerdi. Hâkim ve vâliler, zindan ve hapishanede olanları huzûrlarına getirip cezalarını hafifletir veya serbest bırakırlardı. Tüccârlar, borçlarını öder, alacaklarını alırlardı. Ramazan ayını görünce de gusül edip, itikâfâ çekilirlerdi.

Şaban salâvat-ı şerife ay’ı

Şa’ban öyle bir aydır ki, ondan hayırlar açılır, bereketler iner, hatâlar terkolunur, günâhlar örtülür. Bu ayda Peygamber efendimize çok salâvat-ı şerife getirilir. Şaban ayı, Peygamber efendimize salavât ayıdır. Nitekim Allahü teâlâ Ahzab sûresi elli altıncı âyetinde: “Elbette ki, Allahü teâlâ ve melekleri peygamberi üzerine salât ederler. Ey imân edenler! Siz de ona salât ve selâm okuyun” buyuruyor.

Resûlüllah efendimiz, “Bir kimse bana bir kere salât okusa, allahü teâla ona on salât eder, ya’ni ona on rahmet bahşeder” buyurdu. Gafletten uyanıp, tevbe istigfâr etmeli ve bu şekilde Ramazan ayı için hazırlanmalıdır.Bunun için aklı olan her mü’minin Şa’ban ayında gafil bulunmayıp, günâhlardan temizlenme ve geçmişte işlemiş olduğu günâhlara tevbe ve istiğfar ederek, Ramazan ayını karşılamak için, müsâid ve hâzır olmağı ve Şaban ayında Allahü teâlâya sığınıp yalvarmağı, bu ayın sâhibi Muhammed (Sallallahü aleyhi ve sellem) vâsıtası ile

Allahü teâlâya kevuşmağa çalışması lâzımdır. Bunun için de bu ayda Peygmaber efendimize çok salevât-ı şerîfe getirmelidir.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
error: Geçti Borun Pazarı;)