Cinlerin Varlığına İman Etmenin Hükmü

Cinlerin varlığına inanmanın ve varlıklarını kabul etmenin hükmü nedir?
Onların varlıklarını kabul etmeyen için günah sözkonusu mudur? diye
sorulursa şöyle cevap verilir:

Kitab-ı aziz ve pâk sünnet -ileride geleceği üzere- varlıklarına delil
teşkil etmekte olduğu gibi, icmâ’ da onların varlıklarına delâlet
etmektedir. Buna göre herhangi bir kimsenin varlıklarını inkâr etmesi
caiz olamaz. İbn Hazm’ın “el-Fısal fi’l-Mileli ve’l-Ahvâi ve’n-Nihal” adlı
eserinde şöyle denilmektedir: [7]

“Bütün müslümanlar bu hususu icmâ’ ile kabul etmişlerdir.
-Yani cinlerin varlığını ve onların Allah tarafından
yaratılmış olduklarını ittifakla kabul etmişlerdir.
– Hatta hristiyanlar, mecusiler, sabiîler ve -yalnızca Samiralılar müstesnâ- yahudilerin
çoğunluğu da var olduklarını ittifakla kabul etmişlerdir. Dolayısıyla bir
kimse cinleri inkâr etse yahutta onlar hakkında bu açık hüküm ve
ifadenin dışına çıkaracak şekilde bir tevilde bulunsa kanı ve malı helâl
kafir bir müşriktir.”

Şeyhu’l-İslam İbn Teymiye de şöyle demektedir: “Cinlerin varlığı
hususunda müslüman mezheplere mensup hiçbir kimsenin muhalefeti
yoktur. Yüce Allah’ın onlara Muhammed Sallallahu aleyhi vesellem’i
peygamber olarak gönderdiğinde de. Kâfirlerin çeşitli fırkalarının büyük
çoğunluğu da cinleri kabul eder. Kitap ehli olan yahudilerle hristiyanlar
da müslümanların kabul ettikleri gibi cinleri kabul ederler.

Bazı müslüman taifeleri arasında -Cehmiye ve Mutezile gibi- bunu inkâr
edenler bulunduğu gibi; kitap ehli mensupları arasında da inkâr eden
küçük bir kesim bulunmuştur. Bununla birlikte bu taifelerin de
çoğunluğu ve önderleri bunu kabul etmektedirler.

Çünkü cinlerin varlığı ile ilgili peygamberlerin bildirdikleri haberler kesin bir bilgi ifade
edecek şekilde tevâtür ile gelmiştir. Yine kesin olarak bilinen şu ki,
onlar diri, akıllı, irade ile iş yapan varlıklardır. Hatta onlara emirler ve
yasaklar dahi verilmiştir. Cinler bazı inkârcıların ileri sürdükleri gibi,
varlıkları insana yahut başka varlıklara bağlı sıfat ve araz türünden
değildir. Cinlerin varlıkları peygamberlerden açık ve kesin bir tevâtür
ile gelmiş olduğuna göre, avam ve havas da bunu bu şekilde bildiği için,
peygamberlere iman eden taifelerden büyük sayılabilecek herhangi bir
taife için onları inkâr etmeye imkân yoktur.

Tıpkı peygamberlere iman eden taifelerden büyük herhangi bir taifenin melekleri, bedenlerin
ölümden sonra dirilişini, bir, tek ve ortaksız olarak sadece Allah’a
ibadeti, yüce Allah’ın insanlardan yarattıklarına bir rasûlü peygamber
olarak gönderdiğini ve buna benzer peygamberlerden tevatür yoluyla
gelen avamın da, havasın da bildiği bütün haberleri inkâr etmeye
imkan bulunmadığı gibi ve tıpkı avamın da, havasın da tevatür yoluyla
bildiği Musa Aleyhisselam’ın Firavun’a peygamber olarak geldiği,
Firavun’un suda boğulduğu, Mesih Aleyhisselam’ın yahudilere geldiği,
onların ona düşmanlık ettikleri, Muhammed Sallallahu aleyhi
vesellem’in Mekke’de peygamber olarak ortaya çıkıp, Medine’ye hicret
ettiği, Kur’ân’ı ve apaçık şer’î hükümleri getirdiği, az miktardaki yemeği
ve içeceği arttırmak, ancak yüce Allah’ın bildirmesiyle müstesna hiçbir
insanın bilmesine imkân bulunmayan geçmiş ve gelecek gaybe haber
vermesine dair bilgilerin ve başkalarının tevatür yoluyla ulaştığı gibi.
[8]

[7] V, 12
[8] Mecmûu’l-Fetâvâ, XVIIII, 10-11

Kaynak: Denizli’li Bilal Hoca

Leave a Response