Resulallah Efendimizin (A.S) Esma-i Hususi

B i s m i l l a h i r r a h m a n i r r a h i m

Muhammed

Kendisine mübalağa ile hamd edilen kimse demektir.

Allah Hz. Muhammed (s.a.v) ile ilâhi tatbikatını

meydana getirdiğinden dolayı bütün varlıklar

Muhammed’e hamd ediyor. Allah’ta kendinden kendine

marufiyetinin zuhuru bakımından Muhammed’e

hamd eder. Onun için de Rabbimiz; “Muhakkak

ki Allah ve melekleri ‘en Nebi’ye salâvat

getirir. Ey iman edenler sizde salât edin ve

teslim olun ki selâmet bulasınız,” buyurur. “elİnsan”

ın Muhammed’e hamdı, itibarının Muhammed’den

gelmesindendir.

 

Ahmed

En çok hamd eden mânâsına gelir. Tekmil peygamberan

kendisinin varlığının tasdik olması bakımından

Ahmed ismini zikrederler. Nitekim Efendimizin

İncil’deki ismi ‘Ahmed’dir. Sevgili Efendimizin

kendisini zikretmesi bu hakikatin teyidiyle âlemlerdeki mevcûdatın kendisinden zuhur etmiş olan hakikatlerine

şükür makamındadır. Zaten bütün varlıkların

O’nu zikretmeleri kendi varlıklarını tasdik ve tebeyyün ettirmeleri mânâsına gelir.

 

Mahmûd

Övülmüş hamd edilen mânâsına gelir. Hz.

Muhammed (s.a.v)’i zikreden ve O’na hamd eden

kul terakki ederek velâyetin toplandığı makamı ihraz

edebilme güzelliğine kavuşabilir. Sevgili Peygamberimizden

sonra zuhur eden sahibrisâlet gönüller Makam-ı Mahmûd’u ihraz ederler.

 

Mustafa

Seçilmiş, seçkin, güzîde mânâlarına gelir. Sevgili

Efendimiz ilk taayyün noktasında tertib-i ilâhinin

icraası için seçilmiş olan isimdir. ‘ıstıfa’ aynı zamanda

saf hale gelmek ve saflaşmak demektir.

 

Hatem

‘Hatem’ kelimesini son veya bitiş olarak almamak

gerekir. Hatem aynı zamanda mühür, yüzük kaşı

ve en yüksek nokta mânâlarına da gelir. Efendimiz

nübüvvetin hatemi olarak nübüvveti mühürleyen ve

nübüvvet sırrını bu sırrın erebileceği en yüksek seviyede açan gönül noktasıdır ki kendisinden sonra

gelen devirlerde sırr-ı nübüvvet hatem seviyesinde

açık olarak kalır ve feyz vermeye devam eder.

Efendimizin ‘el-Hatem’ ismi bu sırrı işaret etse gerektir.

 

Ed-Daî

Davet eden mânâsına gelir. Sevgili Efendimiz

bütün yaratılmış mahlûkatı yaratanına davet eder.

‘O’ mahlûkata asliyetlerini açıp onları asliyetlerine

davet etmiştir. Kalb âleminin sırlarını Sevgili Efendimiz

açmıştır. Burada bir ince nokta vardır. Allah’ımız

insan kalblerinde kendisini kendisine davet

eder. Bu davet konusunu da Efendimiz açmış ve

izah etmiştir. Bu idrake geldiğinde kul Allah’ı davet

etmiş gibi olur. Bu husûsu işareten Kur’an’da

“ed’üni istecibleküm- Beni davet edin, size icabet edeyim,” buyrulmaktadır.

 

El-Habib

Rabbimizde zuhur eden arzuyu ilâhiyenin tatbikata

konulması Muhammed sırrı ile olmuştur.

Âlemler Allah ve Muhammed’in meveddeti ile yaratılmışlardır.

Bir hadis-i Kudsi’de; “levlâke levlâke

lemmâ halaktül eflâke- Sen olmasaydın sen

olmasaydın felekleri halketmezdim,” buyrulmuştur.

Erkek ruhu, kadın nefsi remzederler. Zahirde

kadın ile erkek arasındaki aşk olarak görünen,

tevhide duyulan arzudur. Aşk varlığın vatan-ı aslisini

bulması demek olsa gerektir. Nitekim bir hadis-i

şerif’te; “İki kul Allah rızası için birbirlerini

sevseler; biri şarkta diğeri garpta da olsa, Allah

yevm-i kıyamette ikisinin arasını cem eyler”

buyrulur. Kullar arası muhabbet böyle olunca,

Allah’ın kuluna olan aşkının neticesinin nasıl olacağı hayal bile edilemez.

 

Er- Resûl

“Resûl” kelimesi “resele” kökünden gelir. “resele”

‘salıvermek’, ‘saçı düz olarak burakmak’

mânâsını da taşır. “Er-Resûl” Allah’ın ilâhi rahmetinin,

ilminin, risâletinin ve nâmütenâhi güzelliklerinin

sınırsız olarak açıldığı gönül noktası olsa gerektir.

Bu açıdan bakıldığında Sevgili Peygamberimiz

Hz.Muhammed (s.a.v) Efendimiz Allah’ımızın açıldığı

umûmî mürebbi nokta olup fiiliyat-ı ilâhiyenin kaynağıdır.

 

Rahmetellil Alemin

Allah’ın ‘er-Rahman’ ve ‘er-Rahîm’ isimleri

zamanın risalet noktasının fiiliyatında görünen gönlün

ismidir. ‘Er-Resûl’ olarak görünen Sevgili Efen-

dimizin âlemlerdeki zuhuru ‘er-Rahman’ isminin,

kendi müminleri ve muhibbanını koruyup gözetmesi

de ‘er-Rahîm’ isminin ayan olmasıdır. Nitekim

Kur’an-ı Kerîm’de Sevgili Efendimiz için; “ve ma erselnake

illâ rahmetellil âlemin- Biz seni ancak

âlemlere rahmet olarak resûl eyledik,”

buyrulur. Zira Sevgili Efendimiz ve zâtî kümmelini,

varlıkların Allah’ın ilâhi arzusuna göre hayatlarını

devam ettirmelerine yardımcı olarak onlara rahmet

lütfederler.

 

El-Mahiy

Küfrü yok eden mânâsına gelir. Allah’ın imansızlık

üzerindeki kesin hükmü bu ismin âsârı olarak

zuhur eder. “El-Mahiy” ismi “Allah ve Resûllerini

birbirinden tefrik etme” anlayışını ortadan kaldırmak

suretiyle teşkilât-ı ilâhiyede şirkin ve küfrün

önünü kesen bir ism-i celîldir.

 

Akîb

Akıbetin zuhuru olan kimse. Başlangıç Hakikat-

i Muhammediye ile nasıl başlamış ise, akıbet de

Hakikat-i Muhammediye ile hitama erer. “Dünyada

İslâm’dan başka bir din kalmayacağı” beyânı

vardır. Bu beyânın tecellisi Sevgili Efendimizde vardır.

Akıbette her varlık Hz. Muhammed (s.a.v)’e

iman etmek mecburiyetindedir.

 

Hâşîr

Haşreden mânâsına gelir. Mahşerin sahibi

Sevgili Efendimizdir. Âlemlerdeki ilâhi sırları ve güzellikleri

deren ve kendisinde toplayan Sevgili Efendimizdir.

Zira bütün bu sırlar ve güzellikler başlangıçta

da kendisinden neşrolmuştur. Zaten isimlerinden

bir tanesi de “en-Nâşir” dir.

 

SEVGİLİ EFENDİMİZE İZAFE EDİLEN DİĞER İSİMLERDEN BAZILARI

B i s m i l l a h i r r a h m a n i r r a h i m

Abdullah

Âbid

Âdil

Ahsen

Alî

Âlim

Allâme

Âmil

Aziz

Beşir

Burhan

Cebbâr

Cevâd

Ecved

Ekrem

Emin

Fadlullah

Fâruk

Fettâh

Gâlip

Ganî

Habib

Hâdi

Hâfız

Halîl

Halîm

Hâlis

Hammâd

Hanîf

Kamer

Kayyim

Kerîm

Mâcid

Mansûr

Mâsum

Medenî

Mehdî

Mekkî

Merhûm

Mes’ûd

Metîn

Muallim

Muktedâ

Mübârek

Mükerrem

Müktefî

Münîr

Muslih

Müstakîm

Mu’tî

Muzaffer

Müşâvir

Nakî

Nakîb

Nâsih

Nebî

Neciyullah

Necm(i)

Nesîb

Nezîr

Nimet

Nûr

Râfi

Râgıb

Rahîm

Râzî

Reşîd

Saîd

Sâbir

Sâdullah

Sâdık

Saffet

Sâhib

Sâlih

Selâm

Seyfullah

Seyyid

Şâfi

Şâkir

Tâhâ

Tâhir

Takî

Tayyib

Vâfi

Vâsıl

Yâsîn

Zâhid

Zâkir

Hâmid

Kâsım

Sirâc

Münîr

Mübeşşir

Münzir

Mürsel

Mehdi

Mühted

Tabîb

Nûrun Mübîn

Nâsır

Kâim

Şâhid

Safiyy

Huccet

Beyân

Mutî

Mezkûr

Vâiz.

Sâhib

Nâtık

Musaddık

Ebtâhi

Kureyşi

Arabi

Hâşimi

Raûf

Alîm

Münîb

Hatîb

Fasîh

Mutahhar

İmâm

Emîr

Mutavassıt

Sâbık

Muktesid

Evvel

Âhir

Zâhir

Bâtın

Müşeffa’

Hâd

Muhallil

Muharrim

Âmir

Nâhyin

Hakîm

Karîb

Şekûr

Sabûr

Rakîb

Müzzemmil

Müddessir

Muallâ

Müzekkâ

Müşfik

Muhsin

Mütemmim

Fatih

Meşhûd

Müncî

Ümmi

Hâmîm

Tâsîn

Velî

Misbâh

Elebru

Hicazî

Kâmil

Ettakva

Kelîmullah

Hasîb

Resûlurrahme

Mübelliğ

Mucib

Ma’lûm

Me’mûn

Kavi

Yetîm

Nebiyyurrahme

Müzekkir

El Hakk

Hayra halkıllah

Nûre arşillah

Emine vahyillah

Men zeyyenehullah

Men şerrefehullah

Men kerremehullah

Men azzemehullah

Men allemehullah

Seyyidel murselin

İmamel muttakin

Şefiy’a müznibin

Resûle rabbilâlemin

El halilul â’zam

El habibul ekrem

Nuru zât

Ruhu ilâhi

Ruhu küll

Muhiti Nur-u Muhammed

Kaynak: Denizli’li Bilal Hoca

1 Comment

  1. Düzce merkezden ben Meral Ekinci. Merhaba herkese siten valla çok güzel, saolun 11-06-2017 13:38:17

Leave a Response